6.2.13

BAMBİNO


Lodos fırtınasının olduğu bir yaz günü. Annemin kucağındayım. Elimde tüm dikkatimi verdiğim oyuncak bebeğim. Annem televizyonu izliyor ayakta tüm diğerleri gibi. Her yeri kum fırtınası kaplamış.  Annem ‘’ aman Allah’ım!’’ diye içini çekince bende hiç anlamadığım konuşmaları dinlemeye çalışıyorum. Ne olmuş ki?  Benim tüm derdim anneme çikolata aldırmakken,
annem neden bu haberleri sunan adamı dikkatle dinliyor. Alt tarafı yolun karşısındaki bakkala geçeceğiz.
Annem kucağından beni indirirken diğer komşu teyzelerde avaz avaz, ‘’Aman Allahım!’’ diye haykırmaya devam ediyorlar.
Aman Allahım!
Hayat ne garip. Biraz önce biz kumsalda arkadaşlarımızla günlük güneşlik bir günün tadını çıkartırken, aniden hava karardı, dalgalar büyüdü. Annem koşa koşa beni kucaklayıp, kabine soktu. ‘’İyi ki yanıma almışım’’ diyerek krem rengi örgü hırkamı yazlık elbisemin üzerine giydirdi. Tüm iklim bir anda değişti. Ardından da lokalin masasında neşe içinde örgülerini ören komşu teyzeler bir cam ekranın karşısında panikle ayakta toplaşıp, ‘’Aman Allah’ım! ‘’ diye çığlıklar atmaya başladılar. Denizden döne dolaşa gelen lodos arka bostandan saman, toz, toprak ne varsa başımızın üstüne yığıp ortalığı harabeye çevirdi.
Koyu renk, küt kahküllü bir kadın televizyonda ‘’bir başkadır benim memleketim’’ diye şarkı söylerken, annem ve arkadaşları gözyaşları içinde birbirine sarılıyorlardı. Garson Halis abinin; ‘’akşam karartma olacakmış, plajın ışıkları da yanmayacak’’ dediğini duydum. O hızlı değişimi hiç algılayamamıştım. Hayat hep tatlıydı hani, hep renkli, ışıl ışıl, canlı..Nereden çıktı şimdi bunca karanlık, toz duman, karartma…Ayşin’i, bebeğimi alıp duvara oturduğumu ve kendi dünyama gömüldüğümü hatırlıyorum en son…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder